29 Şubat 2012 Çarşamba

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.



Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden…
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…
Can YÜCEL

28 Şubat 2012 Salı

MUTLULUK


Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.
Evlendikte...n sonra, bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha
olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.

Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar büyüyünce daha
mutlu olacağımıza inanırız. Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla
uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz.

Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.

Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eğer şimdi değil ise ne
zaman?... Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu
kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. En sevdiğim
sözlerden biri Alfred D. Souza' ya aittir. Der ki;

-"Uzun zamandan beridir gerçek hayatın başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken birşey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı."

Bu görüş acısı, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi. Mutluluk yoldur, öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetını bilin ve mutluluğu, vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için, ona daha fazla değer verin. Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez. Öyleyse;

Okulu bitirene kadar,
100 milyar kazanana kadar,
Çocuklarınız olana kadar,
Çocuklarınız evden ayrılana kadar,
İşe başlayana kadar, Evlenene kadar,
Cuma gecesine kadar,
Pazar sabahına kadar,
Yeni bir araba, ya da ev alana kadar,
Borçları ödeyene kadar,
İlkbahara kadar,
Yaza kadar,
Sonbahara kadar,
Kışa kadar,
Maaş gününe kadar,
Şarkınız söylenene kadar,
Emekli olana kadar,
Ölene kadar.....

MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ 'AN' DAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK İÇİN BEKLEMEKTEN VAZGEÇİN.

MUTLULUK BİR VARIŞ DEĞİL, BİR YOLCULUKTUR. "PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU İNSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR, BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA. OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR."

Unutmayın "YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR"
Murathan MUNGAN



27 Şubat 2012 Pazartesi

Şiir Zamanı-2

Şiirleri anlayabilmemiz,hissedebilmemiz şiirin içindeki duygularla ilgili tecrübelerimiz olmasına bağlı.
Sizinle bir Can Yücel şiiri daha paylaşmak istiyorum.Öyle bir şiir ki her satırı, her sözcüğü bana çok şey anlatıyor.
Bakalım size neler söyleyecek.....
Farkında Olmalı İnsan
Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidi
şatın Farkında Olmalı.
Fark
ı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldı
ğını
Fark Etmeli.
Anne Karnına Sı
ğarken Dünyaya Neden Sığmadığını
Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nas
ıl Sığmak Zorunda Kalacağını
Fark Etmeli.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu
Fark Etmeli.
Hen
üz Bebekken Dünya Benim! Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı
Oldu
ğunu, Ölürken De Aynı Avuçların Her Şeyi Bırakıp Gidiyorumİşte! Dercesine Apaçık Kaldığını
Fark Etmeli.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmad
ığını Fark Etmeli.
Bask
ın Yeteneğini
Fark Etmeli Sonra.
Azraillin Her An S
ürpriz Yapabileceğini,
Nas
ıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
Fark Etmeli
İnsan
Ve
Ölmeden E vvel Ölebilmeli.
Hayvanların Yolda Kaldırımda
Çöplükte
Ama Kendisinin G
üzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini
Fark Etmeli.
E
şref-İ Mahlukat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu
Fark Etmeli.
Ve Ona Göre Ya
şamalı.
G
ülün Hemen Dibindeki Dikeni, Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü
Fark Etmeli.
Evinde 4 Kedi 2 K
öpek Beslediği HaldeÇocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını
Fark Etmeli.
E
şine Seni Çok Seviyorum! Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü
Fark Etmeli.
Dolabında Asılı 25 G
ömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini, Ama Arka
Sokaktaki Kom
şusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu
Fark Etmeli.
Zenginli
ğin Ve Bereketin, Sofradayken Önünde Biriken Ekmek
Kırıntılarını Yemekte Gizlendi
ğini
Fark Etmeli.
FARK ETMEL
İ.Ömür Dediğin Üç Gündür,
D
ün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde
Ömür Dediğin Bir Gündür,O Da Bugündür.
                                                                          Can YÜCEL

İlk Pastacılık Tecrübem



    Kızımın doğum günü pastasını yapmaya karar verdiğimde öncelikle malzeme telaşına düştüm.Çünkü şeker hamuruyla kaplamayı denemek istiyordum ama kendim yapmak için malzemem yoktu.
    Eminönü'ne gitmeye karar verince nerede aramam gerektiğini internetten araştırdım.Çok şükür ki bloklar var ve herkes tecrübelerini paylaşıyor.Bu paylaşım çok hoşuma gidiyor.Kendi tecrübelerimi paylaşmayı da başkalarınınkilerden yararlanmayı da çok seviyorum(Yaşasın kadın dayanışması...)Telaşla yaptığım araştırmada bir arkadaşımzın bloğunda 4 bölümlük bir tanıtım yazı dizisi buldum.Kendisine çok teşekkür ediyorum;aynı zamanda da özür diliyorum.Çünkü o telaşla hangi blog olduğunu hatırlamıyorum, arayıp bulduğum anda buraya ekleyeceğim.
    O'nun tarifinden(İlk kez Eminönü'ne tek başına gitmiş, İstanbul'u yeni öğrenen birisi olarak) elimle koymuş gibi buldum pasta malzemeleri satan dükkanları.Oradan hazır şeker hamuru aldım.(diğer malzemelere değinmiyorum, özellikle bu tecrübemi paylaşmak istiyorum)Birkaç farklı marka vardı.Çok sert olunca açmakta zorlanabileceğimi söyledim.Bana "suana" diye bir marka önerdiler.Gerçekten de çok kolay açtım ve çalıştım.Bu konuda önerebilirim.Ancak Bu yumuşaklık yerken benim hoşuma gitmedi.Acemi biri olarak sanırım bu hamur modelleme için daha uygun ancak kaplamak için biraz daha sert olanı kullanmak gerekiyor.
    Aklınızda bulunsun....Sevgilerimle.....

Şiir Zamanı-1



Bugün canım “Can Yücel” şiiri çekti…
Bilmelisin ki… Bilmelisin ki …
Duvarda as
ılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.
Bilmelisin ki …
A
şk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,
anlam y
ükü o kadar azalır.
Bilmelisin ki …
Kars
ındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasındaçizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Bilmelisin ki …
Gerçek arkada
şlar arasına mesafe girmez.
Gerçek a
şkların da!
Bilmelisin ki …
Tecübenin kaç yasgünü partisi ya
şadığınızla ilgisi
yok,
ne t
ür deneyimler yaşadığınızla var.
Bilmelisin ki …
Aile hep insan
ın yanında olmuyor.
Akraban
ız olmayan insanlardan ilgi,sevgi ve güvenöğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik de
ğil
Bilmelisin ki …
Ne kadar yak
ın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da
ara s
ıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.
Bilmelisin ki …
Bazen ba
şkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insan
ın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Bilmelisin ki …
Yüre
ğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin
i
çin dönmesini durdurmuyor.
Bilmelisin ki …Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne oldu
ğumuzdan kendimiz sorumluyuz
Bilmelisin ki …İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini
sevmedikleri anlam
ına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri
anlam
ına gelmez.
Bilmelisin ki …
Her problem kendi içinde bir f
ırsat saklar.
Ve problem, f
ırsatın yanında cüce kalır.
Bilmelisin ki …
sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pi
şmanlığın uzun yıllar
s
ürüyor.
                                              Can YÜCEL

25 Şubat 2012 Cumartesi

Doğumgünü Pastası

 Kızımın doğum günü için hazırladım bu pastayıBu benim şeker hamuruyla ilk pasta çalışmam.Onun için beni bir hayli yorduğunu söyleyebilirim. Ama değdi doğrusu.
 Pastanın üzerindeki küçük kalp ona olan sevgimizi yansıtsın istedim.Kızımı düşündüğüm her zaman aklıma güzel, iç açıcı renkler ve çiçekler geliyor.Onun için de bolca çiçekle donattım.Alt zeminin üzerine yerleştirdiğim beyaz (ve şimdilik boş) olan kısma ise yarın kutlama mesajımızı yazacağım.
Bugün O evde yokken bitireceğim diye elim ayağıma dolandı.Yakalanmadan pastayı saklayayabilmek için fotoğraflarını aceleyle çekip bıraktım.

Yarın akşam sürprizimizi beğenecek mi bakalım?
"İyi ki doğdun Duygu'cuğum Seni çok seviyoruz.Mutlu ve sağlıklı bir ömür geçirmeni diliyoruz.Allah bahtını açık etsin yavrum,dualarımız seninle.Şunu iyi bilmelisin ki her ne olursa olsun biz seni her zaman çok sevdik ve her zaman da çok sevmeye devam edeceğiz."
MUTLU YILLAR

Tahinli Kurabiye

 Yolunuz Güre'ye düşer mi bilmem?(Ben üç yıldır gidemiyorum.)Eğer gidecek olursanız Altınoluktan Akçay'a giderken Güre'deki ışıklarda durduğunuzda başınızı hemen sağ tarafa çevirin.Orada köşede bir ekmek fırını (ki ekmekleri çok güzeldir) ve onun yanında bir pastane göreceksiniz.(Gidemediğimiz sürede kapanmadıysa tabi)Duruyorsa muhakkak uğrayın birer tost yeyin ve de daha önemlisi harika kurabiyelerinden yeyin.Özellikle de "tahinli kurabiye"lerinden.Ve lütfen benim yerime de yeyin.
 Son günlerde sadece Güre'yi değil oradaki herşeyi de özler oldum.Geçen gün aklıma düşünce birden canım "tahinli kurabiye" istedi.Oradaki kadar lezzetli yapabilir miyim acaba diye tereddüt etsem de kolları sıvadım.
Oradakinin tadı biraz da Kaz Dağlarının havasıyla güzelleşiyor galiba.Ama inanın benimkiler de en az oradakiler kadar lezzetli oldu.
Malzemeler:
250gr tereyağı veya margarin (oda sıcaklığında)
2,5su bardağı şeker
1yumurta
4su bardağı un
200gr tahin
vanilya,1,5 çay kaşığı kabartma tozu
Hazırlanışı:
Toz şeker ve oda sıcaklığında yumuşamış olan yağı mikserle çırpıp krema kıvamına getiriyoruz.Bundan sonra diğer malzemelerin tamamını katarak ister elimizle istersek mikserin hamur karıştırma ucuyla karıştırıyoruz.Buzdolabında bir süre soğotup sertleşmesini bekledikten sonra tepsiye diziyoruz.(bir kaşık yardımıyla da yapabiliriz Tepsiye aralıklı olarak diziyoruz;çünkü kurabiyelerimiz daha çok bisküi tarzında oluyor fazlakabarmıyor ama yayılıyor.170 derecede ısıtılmış fırına atarak hafif pembeleşinceye kadar (yaklaşık 10-15 dakika)pişiriyoruz.fırından çıkardığımızda yumuşakça oluyor, onun için tepsiden hemen almıyoruz Kurabiyelerimiz soğuyunca sertleşiyor ve nefis oluyor.
Afiyet olsun

23 Şubat 2012 Perşembe

Bebek Battaniyesi-3

 Bir battaniye daha bitti.Bu defaki erkek bebek için.

 Battaniyemin henüz bir sahibi yok.Satılık.(Artık değil,çünkü hediye edildi.)İLgilenenler bana mail adresimden ulaşabilirler


Bu battaniyem satıldı.Sipariş alabilirim.

Bebek Battaniyesi-2



Bir bebek battaniyesi daha....
  Bayılıyorum bebeklere.Öyle ki çevremde hiç bebek olmamasına rağmen bebek mağazalarının önünden geçerken vitrinine bakmadan geçemiyorum. hatta bazen kendimi mağazanın içinde buluyorum.
 Eğer indirim varsa "elbet hediye götüreceğim bir yer olur." deyip birşeyler satın aldığım da olmuyor değil...
 Bu battaniyeleri örerken de çok büyük zevk alıyorum.Benim battaniyelerim "Butik Battaniye" oluyor.hiçbiri diğerinin aynısı değil.
BU defaki battaniyemiz Sevgili Müge Hanım tatlı kızı Kayra'ya gidecek.İyi günlerde, güle güle kullanmalarını diliyorum.Kayra'ya sağlıklı uzun ömürler diliyorum.Sevgilerimle... 

20 Şubat 2012 Pazartesi

Bebek Battaniyesi-1




Beyaz rengin üzerine mavi ve su yeşili kırçıllı yünle ördüğüm bir bebek battaniyesinin resimlerini paylaşıyorum bu defa sizinle. 
 Bir erkek bebek battaniyesi
 Kullanışlı bir model olsun istedim.Onun için delikli bir örnek tercih etmedim.
 Bu battaniyemin henüz bir sahibi yok.
 Bakalım kime kısmet olacak.

19 Şubat 2012 Pazar

Beyaz Şal

Şal örmek için aldığım beyaz yünler dolapta epeyce bekledikten sonra sıra onlara da geldi.Bu örneği önce internette görerek beğendim.Örmeye karar verip başlayacakken tam da o günlerde "Derya'nın Dünyası"nda da aynı örnek gösterilince zevkli bir örgü olacağını iyice anladım.Hemen örmeye başladım.
Şala resimde de görüldüğü gibi köşeden başlanıyor.Arttırılarak istenen büyüklüğe ulaşılıyor.

Ben üst kenarına resimde gördüğünüz gibi bir oya yaparak bitirdim.
Şalın kenarlarına da örneğe uygun olacak şekilde oya yaptım.Ama eğer istenirse farklı bir oya veya püskül de yapılabilir.Zevk sizin.
Bitirdiğim günden beri dolapta sahibini bekliyordu bu beyaz şal.Şimdi Sevgili Serap Hanıma gidecek.Umarım beğenir.Güle güle, iyi günlerde kullansın; kullandıkça da beni hatırlasın.Sevgilerimle

17 Şubat 2012 Cuma

Cevizli Kurabiye

 Bugün size klasikleşmiş bir kurabiye tarifi vereceğim.Öyle ki ben bu tarifiyaklaşık yirmi beş yıldır kullanıyorum ve her defasında beğeni almaya devam ediyor.Hem kolay hem çok lezzetli.
Malzemeler:
3 adet yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
3 yemek kaşığı yoğurt
250gr margarin veya tereyağı(yumuşak olacak)
1 paket vanilya
1 çay kaşığı karbonat(üzerine limon sıkılacak)
Aldığı kadar un
Dövülmüş ceviz(İsteğe göre fındık da kullanılabilir)
Hazırlanışı:
Yumurtanın akı ve sarısı ayrılır.Sarısı hamura konulur.Beyazları ayrı bir kaba (tercihen yaykan bir kaba)alınır.Yumurtanın akı ve ceviz haricindeki diğer malzemeler karıştırılarak yumuşak bir hamur yapılır.
Ceviz büyüklüğünde yuvarlaklar yapılıp önce yumurta akına sonra cevize batırılıp yağlanmış veya ğişirme kağıdı serilmiş tepsiye dizilir.Orta hararetli fırında hafif pembeleşinceye kadar pişirilir.

Afiyet olsun

13 Şubat 2012 Pazartesi

"BİZ"dik;"ÇOK"tuk

"Biz tam yedi cüceyiz.On dört kollu bir deviz." Çocukluğumuzda ne çok severdik "Yedi Cüceleri" de onların şarkısını da...Onlarla büyüdüğümüz için olacak hala da seviyor ve özlüyoruz onları sanırım...
Biz, sobalı evlerde büyüdük.Tek bir odada yanardı soba.Mecburen gece-gündüz aynı odada geçerdi bütün zamanımız.Yalnızca uyku zamanı giderdik soğuk odamıza.O zaman da dört kardeş iki iki yatardık,birbirimizin sıcağından ısınalım; birimiz üzerini açarsa diğerimiz örtsün diye.Okuldan geldiğimizde hep birlikte yapardık ödevlerimizi radyodaki "Çocuk Saati" programının eşliğinde.Bilemediğimiz bir konu olduğunda ihtiyacımız olmazdı bizim, "dersane öğretmeni"ne.Büyük kardeşler küçüklere öğretirdi; o da yetmezse "komşu abla yada abi"lerin kapısı çalınırdı, hiç çekinmeden.Birimizin ertesi güne önemli bir hazırlığı varsa odanın en köşesine çekilirdi, diğerleri de onu rahatsız etmemek için fısıl fısıl oynarlardı oyunlarını.
Oysa sonra "BEN" modası çıktı."Bizim odamız" Benim odam";"bizim" masamız, "benim" masam;"Bizim" yatağımız "benim" yatağım; "bizim" kitaplığımız, "benim" kitaplığım oldu.Ve bu da bir marifet oldu.Artık herkesin kendi odası var evlerimizde.Kendi odası,kendi masası, kendi dolabı, kendi yatağı, kendi bilgisayarı, kendi televizyonu,kendi zevki, kendi yaşamı...Sadece akşam yemeklerinde bir araya gelebiliyoruz artık(o da mümkün olursa).Onda da herkes kendi "BEN"iyle meşgul olduğu için konuşacak "BİZ"i bulamıyoruz çoğu zaman.
Anlayacağınız "Yedi Cüceler" de onların şarkısı da yok artık.Onlar zaten masaldı; artık tümden "MASAL" oldular.Bizlerse on dört kollu birer devdik; ama şimdi birer cüceyiz sadece...

11 Şubat 2012 Cumartesi

"cup cake"-2




Bunlar da çikolatalı cup cakelerim.
Yarın sabah kısmetse sevgili yeğenime kahvaltıya gideceğiz.Bu cup cakeler de onlara gidecek.

 Bu defa tarif vermiyorum.Ama eğer istiyorsanız face'ten mesaj yazın yada bloğa yorum yapın uygun bir zamanımda ekleyeyim.Bu aralar zamanım çok kısıtlı, onun için şu an yazamıyorum.Kusuruma bakmayın lütfen.



10 Şubat 2012 Cuma

Diz Battaniyesi-2



Son bir yıldır yapmaktan en çok hoşlandığım şeylerden bir tanesi de battaniye örmek.Bu akşam tamamladığımı sizinle paylaşmak istiyorum.
 Bu battaniye Sevgili Şeyma'ya gidecek.


Ben severek ördüm.Şeyma da severek,iyi günlerde kullanır inşallah.

7 Şubat 2012 Salı

Portakallı Kereviz


Bu adı daha önce duyduğumda içimden "Hadi canım sende kereviz(!), üstelik bir de portakallı! Bana göre değil." derdim.Diyet programına başlayınca günde bir öğün muhakkak etsiz sebze yemeği tüketmem gerektiğinden değişik tarifler aramaya başladım.Daha önceleri kerevizi salata olarak tüketiyordum ama içine mayonez girmeyince sevmedim.Bu esnada "bir kez deneyeyim" dedim ve "asla yemem" diye düşündüğüm "portakallı kereviz" yemeğini pişirdim.Hani deriz ya "deneyiş o deneyiş"; benimki de öyle oldu.Eminim içinizde pek çok kişi bu tarifi biliyor ve bu yemeği severek yiyordur.Bilmeyenlere, bu saate kadar denememiş olanlara duyurulur:
Malzemeler
1adet orta boy kuru soğan,
1 adet büyük veya iki adet orta boy havuç,
4adet orta boy kereviz,
2 adet büyük boy portakal,
şeker ve tuz
Hazırlanışı:
Aslında yemek pişirirken önce soğan kavrulur ama ben bu yemeği yaparken önce küp küp doğradığım havuçları biraz yumuşayana kadar sıvıyağda pişirmekle başlıyorum.Daha sonra soğanı ekliyorum.Soğanlar biraz kavrulunca iri küp parçalar halinde doğranmış ve kararmaması için limonlu suda bekletilmiş kerevizleri katıyorum.Bir kesme şeker kadar şeker atıyorum.İki adet portakalın suyunu ilave ediyorum.Eğer portakal suyu yeterli görünmezse(kerevizlerin üzerini kaplarsa tam denk geliyor) biraz sıcak su ilave ediyorum ve kaynadıktan sonra en kısık ateşte kapağı kapalı olarak pişmeye bırakıyorum.kerevizler yumuşayıp pişince ocağı kapatıp tuzunu ilave ediyorum.Yemeği servis yaparken isteğe göre kıyılmış dere otu veya maydanozla renklendirip süsleyebilirsiniz.
Bakalım siz de benim kadar beğenecek misiniz? Pişirip yedikten sonra yorumlarınızı bekliyorum,lütfen.
Afiyet olsun.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...